ordu-logo
Son Dakika
12 Aralık 2017 Salı
mobilya

10 Ekim 2017 Salı, 11:18
ALİ ÖZTÜRK
ALİ ÖZTÜRK aliozturk@hotmail.com Tüm Yazılar

GİTMEK Mİ ZOR KALMAK MI ZOR

 

23 yıldır Başkent Ankara’nın Büyükşehir Başkanlığını yürüten Melih Gökçek görevden alınacak mı?

Gökçek’in Perşembe akşamı Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Sarayda 2 saat görüşmesinden sonra bu konu gündemi daha çok oluşturmaya başladı.

Sahneyi siyasette  son günlerde sözü edilen ‘Bir gece ansızın gelebilirim’ şarkısından sonra bir diğer şarkı da o görüşme gecesiyle ilgili olarak gündeme geliyordu; ‘Gitmek mi zor, kalmak mı zor, o geceyi sen bana sor’ diye…

Kim bilir belki de bu yazı yayınladığında Gökçek istifa etmiş olabilir de…

23 yıllık görev süresinde her uygulaması ve de beyanatı devamlı medyanın gündeminde, muhaliflerin ise hedefinde olan Melih Gökçek’in merkezi Ankara’da olan Ordu Kültür ve Kalkınma Vakfının neredeyse 20 yıla yakın bir süredir üyesi olduğunu, sanırım Ordulu hemşerilerimizin çoğu bilmiyordur.

Vakfımızın o zamanki yönetim kurulu üyelerinden hemşehrimiz Hatice Akyol Ankara Büyükşehir Belediyesinin Çevre Dairesi Başkanıydı. Onun aracılığıyla Melih Gökçek de eşiyle birlikte vakfa üye yapılmıştı…

Her ne kadar Ordulu olmasa da ne de olsa koskoca Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanıydı ve çeşitli vakıflara arsa tahsis etmeyi de esirgemeyen biriydi… Çoğu, Gökçek’le karşıt görüşte kişilerden olan vakıf yönetimi böylesine yetkili birinin vakfa üye edilmesinde hiçbir sakınca olmayacağını, aksine fayda sağlayacağını düşünmüş olacaklar ki, itiraz etmeyip üyeliğini kabul etmişlerdi.

Günlerden bir gün vakıf yönetiminin Altın Parkta Melih Gökçek onuruna bir gece düzenlediği konuşuluyordu vakıf lokalinde… Bu gecede Melih Gökçek çok iyi ağırlamalı, gönlü hoş edilmeliydi ki, bir çok vakıfa tahsis etiği gibi üyesi olduğu bizim vakfa da bir arsa tahsis etmeye razı olmalıydı.

Bunun için ne yapmalı ne etmeli derken, ismi kalsın vakıf yönetimindekilerden biri bana:

Bugüne kadar hep ona buna  hiciv, taşlama yazıp durdun, şimdi ise Melih Gökçek’e bir methiye yazmanı istiyoruz senden… Bakarsın vakfımıza da bir arsa tahsis eder, bu fırsat kaçmasın dedi…

Ordu İl Özel İdaresinin mülkiyetindeki binada faaliyet gösteren vakfımıza o günlerde iki de bir Ordu İl Genel Meclisinin AK Partili üyeleri teftişe gelip gidiyorlardı. Lokalde aznif, okey oynanmasından ziyade alt kattaki restoranın içkili olmasından huylanmaktaydılar… Bunları bahane edip vakfın buradan çıkarılması için her an bir karar alabilirdiler de… O zamanki İl Genel Başkanı olan zatı muhterem de, sembolik bir kira bedeli ödeyen vakfa atıf yaparak, “tüyü bitmemiş Ordulunun hakkını yedirmem” diye her fırsatta yerel basına beyanat verip ahkam kesmekteydi de… Besbelli ki, esas maksatları, vakfı binalarından çıkartıp kendi hizmetleri için kullanmaktı.

Bu katların 1960’larda Ordu Yüksek Tahsil Cemiyetinin öğrenci yurdu yapmak için aldığı arsanın kat irtifakı hakkıyla alındığını, 1970’lerde cemiyet fesih edildiğinde arsanın da itibari bir bedelle İl Özel İdaresine devredildiğini ne kadar anlattıksa da bunu hiç önemsemiyorlardı bile…

Bu durumda vakıf acilen bir arsa elde etmeliydi.  Bir müteahhitle kat karşılığı anlaştığında ise bu arsa sayesinde lokal olarak kullanacağı katlara da sahip olabilirdi. O zaman da yerli yersiz ahkam kesip vakıf yönetimini sıkıştıran  İl Genel Meclis üyelerine , “alın atınız, yapın tımarınızı” deyip restini çekebilirdi de…

Tabi ki arsa tahsisinde bulunacak olan Melih Gökçek’in gönlünü alabilirseler…

Derken o gece geldi… Melih Gökçek ve sayın eşleri şeref misafirimiz olarak Altın Parktaki salonda başköşeye oturdular. Kürsüden yapılan konuşmalardan sonra, aralarında en keskin solcuların da bulunduğu bizim uşaklar saz eşliğinde Melih Gökçek’e temposu yüksek bir Ordu karşılaşması oynadılar. Kapanışa doğru da sıra bana gelmişti… Çıktım kürsüye başladım Gökçek’ yazdığım methiyeyi okumaya…

Bu methiyeden Gökçek pek hoşlanmış olacak ki, adamlarından birini yollayıp benden bu methiyeyi istiyordu… Biz de verdik haliyle…

Tabi sonradan anladık ki, Melih Gökçek’in parselleyip arsa tahsis ettiği vakıflar, oy deposu olarak gördüğü cemaat vakıflarıymış. Bizim gibi vakıflara da, popülizm olsun diye arsanın sözünü verirmiş sadece, gönül almak için…

Meğer biz boşuna Melih Gökçek’e o methiye yazıp okumuşuz… Üstelik Altınpark’taki o gece ertesi akşam Gökçek’in o zamanki televizyonunu A Kanalda yayınlanınca bazılarınca yalakalık yapmakla da itham edildim…

23 yıl aralıksız Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüten Melih Gökçek, kendi partisinden eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından bile Ankara’yı parselleyip cemaatlere vermekle suçlanmıştı… Görev yaptığı sürede hakkında olumsuz birçok iddialar öne sürüldü… Seveninden çok sevmeyenin olduğunu söyleyebiliriz.

Siyasetin bir nevi  hacıyatmazı olan Melih Gökçek’i, Cumhurbaşkanı Erdoğan bu defa istifa etmeye razı edebilmiş midir? Bakalım göreceğiz…

Şayet etmişse, umarım yerine gelecek olanlar kendisini aratmazlar.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir